Resimler, Fotoğraflar, Duvar kağıtları, Komik resimler

Kategoriler

Popüler Etiketler

Resimler, Fotoğraflar, Duvar kağıtları, Komik resimler

Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları

Bu sayfada en popüler Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları resimleri yer almaktadır. resimler1.com editörleri tarafından güncel Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları resimleri sürekli bu sayfaya eklenecektir. Bizi takip edin..

Bu galeride 732 resim bulunmaktadır.

Son Güncelleme: Ağustos 31, 2017

Mustafa Kemal Atatürk kimdir?

Mustafa Kemal ATATÜRK resimleri

Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik’te doğdu. Mahalle mektebinde öğrenim gördü. Bir süre sonra Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. 1888’de babasının vefatı üzerine bir müddet Rapla Çiftliği’nde çalıştı. 1893 senesinde de Selanik Askeri Rüştiyesi’ne girdi. 1896-1899 yılları arasında Manastır Askeri İdadisi’nde eğitimini sürdürdü. Bu dönemde başlayan 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’na gönüllü olarak katılmak istediyse de öğrenci olduğu gerekçesiyle cepheye gidemedi. Daha sonra 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul’da Mekteb-i Harbiye-i Şahane’ye giren Atatürk, 11 Ocak 1905’te de Erkan-ı Harbiye Mektebi’nden kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. Eğitimi’ni tamamlamasının ardından da Şam’da bulunan 5.Ordu’ya tayin edildi.

1905 senesinde de Lütfi Müfit Bey’in emrine girdi. Bu dönemde düşük rütbeli subay olarak Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki isyancılarla mücadele etti ve gerilla savaşı hakkında tecrübe kazandı. 13 Ekim 1907’de de 3.Ordu’ya kurmay olarak atandı. 1908 yılında da İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye oldu. II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi üzerine de Trablusgarp’a gönderildi. 13 Ocak 1909’da da Selanik Redif Fırkası’nın kurmay başkanlığına getirildi. 19 Nisan 1909’da da İstanbul’a girecek olan Hareket Ordusu’nun birinci kademe birlikleri arasında görev yaptı. Daha sonra 3. Ordu Kurmaylığı, 3. Ordu Subay Talimgahı Komutanlığı, 5. Kolordu Kurmaylığı ve 38. Piyade Alayı Komutanlığı’nda vazifelerde bulundu.

Trablusgarp Savaşı

Trablusgarp Savaşı yıllarında Atatürk, beraberindeki Enver Bey, Fuat Bey, Nuri Bey ve Fethi Okyar gibi ittihatçı subaylarla birlikte 18 Aralık 1911 tarihinde Libya’ya geldi. 22 Aralık 1912’de de Tobruk yakınında zafer kazandı. 7 Ocak 1912’de gerçekleşen bir çarpışma sırasında da gözünden yaralanarak bir ay hastanede tedavi gördü. 6 Mart 1912’de de Derne Komutanlığı’na getirildi. Bu dönemde Karadağ’ın Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesi ve Balkan Muharebeleri’nin başlaması üzerine buradan ayrılarak İstanbul’a döndü.

Balkan Savaşları

Mustafa Kemal Atatürk 24 Kasım 1912 tarihinde Bolayır’da bulunan Akdeniz Boğazı Kuvayi Mürettebesi Harekat Şubesi Müdürlüğü’ne tayin edildi. Bu sırada Osmanlı ordusu Stilian Georgiev Kovachev komutasındaki 4. Bulgar Ordusu’na yenildi. Daha sonra 1913’de başlayan İkinci Balkan Savaşı’nda Atatürk ve birlikleri Dimetoka ile Edirne’ye girerek burayı ele geçirdi. 27 Ekim 1913’te de Sofya askerî ataşeliğine atandı. Bunun yanında Belgrad askeri ataşeliğinde de vazifelerde bulundu. 1 Mart 1914’te yarbaylığa terfi etti. I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine de 20 Ocak 1915’de 19. Fırka Komutanlığı’nda görevlendirildi.

Çanakkale Savaşı

25 Nisan 1915 tarihinde Gelibolu Yarımadası’na İtilaf Devletleri’nin çıkartma yapmasıyla Çanakkale Savaşı başladı. Bu sırada 3. Ordu Kolordu Komutanı Mehmet Esat Paşa’nın emrinde bulunan Mustafa Kemal Atatürk, Arıburnu’na saldıran Anzak birliklerine karşı mücadele ederek düşmanı Conkbayırı’nda durdurdu. 1 Haziran 1915’te de Miralaylığa yükseldi. 10 Ağustos 1915’de de Anafartalar Zaferi’ni kazandı. Bunun yanında Kireçtepe ve Anafartalar’da da büyük başarılar elde etti.

Kafkasya Cephesi

14 Ocak 1916 tarihinde de Gelibolu’dan Edirne’ye sevk edilen olan 16. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Bu dönemde Rus ordusu Erzurum, Bitlis, Muş, Van ve Hakkari bölgelerini ele geçirmişti. Bunun üzerine Atatürk, ani bir saldırıyla düşmanı geri püskürttü.

Sina ve Filistin Cephesi

7 Mart 1917 tarihinde Diyarbakır’da bulunan 2. Ordu Komutan Vekilliği’ne atanan Atatürk, daha sonra 5 Temmuz 1917’de Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7. Ordu Komutanlığı’na getirildi. 15 Ağustos 1917’de de Filistin Cephesi’ne tayin edildi. Bu dönemde Sultan Vahdettin’in başyaveri Naci Bey’e bir telgraf çekerek Yıldırım Orduları Grubu’nun savaş gücünün kalmadığını belirterek mütareke istemesini önerdi. Ayrıca yeni hükümette kendisinin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olarak görevlendirilmesini istedi. Daha sonra 6 Ekim 1918’de de görevinden istifa etti. 19 Eylül 1918’de de Edmund Allenby komutasındaki İngiliz kuvvetleri genel taarruza geçerek Yıldırım Orduları Grubu’nu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bunun yanında Şam-Halep bölgeleri de düşman tarafından işgal edildi. 30 Ekim 1918’de de Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandı.

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ

– Samsun’a çıkışı

Mustafa Kemal Atatürk 2 Şubat 1919 tarihinde müfettiş olarak Anadolu’ya gönderildi. Ayrıca bu dönemde bazı bölgelerde ortaya çıkan ufak çaplı isyanları da bastırdı. 19 Mayıs 1919’da da Refet Bey, Kazım Bey, Mehmet Arif Bey ve Hüsrev Bey ile birlikte Samsun’a çıkarak Milli Mücadele’yi başlattı.

– İnönü Savaşları

Sevr Anlaşması’nın kuvvet kullanmadan uygulanamayacığı anlayan İtilaf Devletleri Yunanlar’ı Anadolu’ya göndererek Türk bölgelerini ele geçirmeyi planladı. 6 Ocak 1921 tarihinde harekata başlayan Yunan Ordusu, 9 Ocak günü İnönü mevzilerine kadar ilerledi. Fakat Türk Ordusu’nun güçlü direnişi sonucunda düşman geri çekilmek zorunda kaldı. Bunun yanında Kuvayi Milliye’den düzenli orduya geçiş de hızlanarak halkın orduya güveni arttı. Daha sonra gerçekleşen II. İnönü Muharebesi sırasında da Türkiye Cumhuriyeti bir kez daha zafer kazanmıştır.

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri

İnönü Savaşları’nda savunma taktiği uygulayan Türk Ordusu, Aslıhanlar-Dumlupınar çarpışmalarında henüz saldırı gücüne ulaşamadığını göstermiştir. Bu durumu fırsat bilen Yunan Ordusu, Eskişehir-Kütahya çizgisinde yer alan Türk mevzilerine yüklenerek bu bölgeleri işgal etti. Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk orduya Sakarya Irmağı’nın doğusuna çekilmeyi emretti.

Sakarya Meydan Muharebesi

Mustafa Kemal Paşa, başkomutanlığa geçmesinin ardından yayınladığı Tekalif-i Milliye Emirleri ile halkı ordunun donatılması için seferberliğe çağırdı. Daha sonra 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerinde yapılan Sakarya Meydan Muharebesi’nde de Yunan Ordusu’nun saldırı gücü tükendi. Türk Ordusu’nun ani bir hücumu üzerine de düşman ağır bir bozguna uğradı. Bu zaferin ardından  Güney Kafkas Cumhuriyetleri arasında Kars Antlaşması imzalandı ve doğu sınırı tamamen güvenlik altına alındı. Fransa ile de Ankara Antlaşması yapılarak güney sınırı emniyete alındı.

Büyük Taarruz (Başkomutanlık Meydan Muharebesi)

26-30 Ağustos 1922’de yapılan Büyük Taarruz ile düşmanın büyük bölümü imha edildi. 2 Eylül 1922 tarihinde de Uşak geri alındı ve Yunan Ordusu’nun Başkomutanı General Nikolaos Trikupis esir edildi. İzmir’in geri alınmasıyla da Yunanlı’lar Anadolu’dan atıldı.

Mudanya Ateşkes Antlaşması

Büyük Taarruz’dan sonra 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasıyla savaş sona ermiştir.

Lozan Barış Antlaşması

Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan sonra barış görüşmelerinin yapılması için tarafsız bir ülke olan İsviçre’nin Lozan şehri seçilmiştir. Türkiye’yi İsmet İnönü temsil etmiştir. Fakat anlaşmazlıklar sonucu 4 Şubat 1923’te görüşmeler kesilmiştir. 23 Nisan 1923’te de yeniden başlamıştır. 24 Temmuz 1923 tarihinde de Lozan Anlaşması imzalanmıştır.

Cumhuriyetin ilanı

29 Ekim 1923 tarihinde de Cumhuriyet ilan edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı

Mustafa Kemal Atatürk, 158 milletvekilinin tamamının oyları ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı seçilmiştir. 1927, 1931, 1935 yıllarında yapılan seçimlerde de bu görevini sürdürmüştür.

Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatı

Mustafa Kemal Atatürk Atatürk’ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren iyice bozulmaya başladı. 1938 senesinde de kendisine siroz teşhisi konuldu. 10 Kasım 1938 tarihinde de İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi gerçekleştirilen törenle Ankara’ya gönderildi. 10 Kasım 1953’te de Anıtkabir’e defnedildi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri

● Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, O’nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.

● Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.

● Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

● Bugün hepimize düşen ortak görev; ulusal değerlere, bilince, Cumhuriyet’e sahip çıkmak, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan ruhu korumak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktır. Türk Ulusu dili, kültürü, tarihi ve saygın kimliğiyle aydınlık yarınlara el ele güçlü biçimde yürüyecektir.

● Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

● Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

● Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar “Tam Bağımsızlık” ve “Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlikten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir…

● Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!

● Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.

● Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.

● Ne mutlu Türküm diyene!

● Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

● Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı… Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız.

● Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

● “Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol…”

● Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneği kazanmamıştır.

● “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir…”

● “Cumhuriyeti kuranlar onu korumaya da muktedir olmalıdır.”

● Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır.

● Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.

● Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.

● İstiklal, istikbal, hürriyet, herşey adaletle kaimdir!

● Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.

● Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

● Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

● Öğretmen, yıllar sonra ödülünü alır.

● Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

● Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruat.

● Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir halettir, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.

● Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

● Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

● Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

● Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar.

● Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir.

● Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.

● Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.

● Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.

● Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.

● Birçok güçlükler ve engeller karşısında bulunduğumuzu biliyoruz. Bunların hepsini inceleme ile, gayret ve iman ile ve millet aşkının sarsılmaz kuvvetiyle birer birer çözüp sonuçlandıracağız. O millet aşkı ki, her şeye rağmen içimizde sönmez bir kuvvet, dayanıklılık ve ateş kaynağıdır.

● Bizim milletimiz vatanı için, özgürlüğü ve egemenliği için özverili bir halktır; bunu kanıtladı. Milletimiz, yaptığı devrimlerin kıskanç savunucusudur da. Benliğinde bu erdemler yerleşmiş bir milleti, yürümekte olduğu doğru yoldan hiçbir kimse, hiçbir kuvvet alıkoyamaz.

● Arkadaşlar! Devrimimiz Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğunu üstlenmiştir. Bize düşen onu kavrayarak ve takdir ederek çalışmaktır.

● Adımlarını, attığımız uygarlık ve yenilik adımlarına uydurmak istemeyenler ne talihsizdirler! Bu gibiler hâlâ milleti aldatacaklarını ümit ediyorlarsa bu ümitleri, kendilerinin zarara uğramalarından başka bir sonuç vermeyeceğine şimdiden emin olabilirler.

● Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

● Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

● Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

● Yurtta sulh, cihanda sulh.

● Türk milletinin istidadı ve kati kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.

● Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.

● Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

● Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

● Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuyla mümkündür.

● Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

● Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.

● Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

● Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

● Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

● Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

● Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

● Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.

● Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.

● Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

● Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

● Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

● İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

● Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

● Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.

● Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

● Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorunludur.

● Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır.

● Zafer, bir fikrin istihsâline (elde edilmesine) hizmeti nispetinde kıymet (değer) ifade eder. Bir fikrin istihsâline dayanmayan bir zafer pâyidar olamaz (yaşayamaz). O, boş bir gayrettir.

● Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem (dünya) doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına bir zafer, boşa gitmiş bir gayret olur.

● Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.

● Basın milletin müşterek sesidir. Başlıbaşına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür.

● Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.

● Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.

● Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.

● Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.

● Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez.

● Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.

● Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.

● Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir.

● Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

● Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım.

● Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.

● Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır.

● Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır.

● Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.

● Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.

● Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir.

● Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır.
● Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu… Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

● Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.

● Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline değiştirmektir.
● Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı. Bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum.

● Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.
● Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.

● Bombasırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve Dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arası 8 metre, yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılıkla biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’ an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.

● Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur.

● Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasde ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz.

● Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

● Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.

● Egemenlik verilmez, alınır.

● Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

● Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.

● Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

● Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

● Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.

● Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

● “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir… Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir… Türk milletinin tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır…”

● “Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.”

● “Türk’ün haysiyeti, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.”

● “Türk milleti güzel her şeyi her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, her şeyin üstünde taktir ettiği bir şey varsa o da kahramanlıktır.”

● “Bizim milletimiz, vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için fedakar bir halktır.”

● “Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir.”

● “Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz.”

● “Büyük şeyleri büyük milletler yapar.”

● “Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir. Milletimizde bu kabiliyet ve tekamül var olmasaydı, onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yeterli olamazdı.”

● “Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna canını vermeye razı olmasaydı ben hiç birşey yapamazdım.”

● “Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur.”

● “Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.”

● “Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.”

● “Gerektiğinde vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir geleceğe layık ve aday olan bir millettir.”

● İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!

● “Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, ayni esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim.”

● “Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.”

● “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

● “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Etiketler: ~ ~ ~ ~ ~
Resimler, Fotoğraflar, Duvar kağıtları, Komik resimler
Resimler, Fotoğraflar, Duvar kağıtları, Komik resimler
Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları
Resimler, Fotoğraflar, Duvar kağıtları, Komik resimler

Menü

Yardım

Hakkımızda

Site içerisindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.

Copyright © Resimler, Fotoğraflar, Duvar kağıtları, Komik resimler